
Ilgaz Dağları, Batı Karadeniz`de eşsiz güzellikler ve farklı olanaklar sunan bir dağ silsilesi... Türkiye; turistik, sportif ve bilimsel açıdan çoğunlukla belirli ve bilinen yerleri ön plana çıkarırken, Ilgaz Dağları kendisiyle ilgilenecek insanları bekliyor...
Adına türküler yakılan Ilgaz Dağları , Batı Karadeniz`de, kıyıya paralel uzanan sıradağların ikinci dizisini oluşturuyor. Yaklaşık 7 800 kilometrekarelik bir alanı kaplayan dağlar, Uludağ göknarı ile sarı çamın cenneti sayılıyor.
Özellikle göknar, geniş dağlık alanların, alçak tepelerin ve vadilerin tartışılmaz hakimi olarak, büyüleyici görüntüler sergiliyor. Ormancıların anlattıklarına göre, Ilgaz Dağlarında göknar ile sarıçam arasında binlerce yıldan beri yaşanan bir yer kapma savaşı var. Binlerce yıl önce bölgedeki sarıçam sayısı fazlaymış. Göknar ise hızla yayılıyor ve sarıçam zararına yayılmasını hala sürdürüyor.

Ilgaz Dağları kabaca, kuzeyden Gökırmak, güneyden de Devrez çayı arasındaki uzun ve geniş bir koridor arasında uzanıyor. Dağların doğu sınırı , Gökırmak ile Devrez çayı`nın, art arda birleştiği Kızılırmak Vadisi. Batı sınırı ise, Karabük yakınlarına kadar uzanan Soğanlı çayı olduğu kabul ediliyor. Devrez çayı`nın bir başka özelliği de, ünlü Kuzey Anadolu Fay`ını bu bölgede ikiye bölmesi... Bu yönüyle Devrez çayı vadisi, Ilgaz Dağları için ayrı bir özellik sayılıyor. Ilgaz`ın en yüksek noktası 2.587 m. ile Büyük Hacet, ikinci doruğu ise 2.546 m. yüksekliğindeki K. Hacet. Ilgaz Dağları`nın üstünde 2.500m.`yi geçen başka tepe yok; çoğu 2.000m. ya da bunun altındaki yükseltiler.
Epeyce geniş bir alana serilen Ilgaz Dağları`nda küçük bir milli park da bulunuyor. Yaklaşık 1.088 hektarlık bir alanı kaplayan milli park, 1976 yılında bakanlık onayını almış . Ancak, parka ayrılan 1.088 hektarlık alan, hem normal bir milli parkın hem de Ilgaz Dağları`nın kapladığı alan göz önüne alındığında, gerçekten çok küçük. Çünkü, Ilgaz Dağları`nın en önemli iki doruğu olan Küçük ve Büyük Hacet tepeleri bile, söz konusu milli park alanının dışında kalıyor.
Tabii, ilk bakışta bunun önemli olup olmayacağı sorulabilir; ancak öncelikle, bu tepelerin çevresindeki orman dokusu ile otsu bitkilerdeki çeşitliliği ve güzelliği görmek gerek. Köylüler ve ormancıların bildirdiklerine göre, bu çevrenin geniş göknar ormanlarında geyik, kurt ve ayı gibi, vahşi doğanın simgeleri olan yaban hayvanlarını sıkça görmek mümkün. Bunun dışında, Büyük Hacet`in özellikle doruk kısmı , ayrıca, zengin bir denizel fosil yatağı olarak ün yapmış . Doruğa çıkıldığında, yüzeyde yapılan toplamalar nedeniyle fosillerin epeyce azalmış olduğu gözleniyor; ama, kayalık yüzeyin altı gerçek bir fosil deposu. Buna göre fosillerin, ormanın ve yaban hayvanlarının bütünüyle korunması gerekiyor. Çünkü, çevredeki köylüler ve çobanlar, gerek tarla açma gerekse yabani hayvanlara karşı , kendi sürülerine otlak açmak üzere, sık sık anız yangınları çıkarıyorlar. Bu nedenle, yakınlardaki alanların da korunabilmesi amacıyla, kesinlikle milli parkın sınırları içine katılması gerekiyor. Milli Park`ta bir doktora çalışması yapmış olan Dr. İsmail Menteş, tüm sorunların, parkın 30.000 hektara çıkartılmasıyla hemen çözüleceğini savunuyor.
Milli Park, Ilgaz ilçesiyle Kastamonu karayolunun, yaklaşık orta kesimlerinde yer alıyor. Daha açık bir anlatımla, Ilgaz Parkı , Kastamonu`nun 40 km güney batısında konumlanıyor. Kent içinden parkın bulunduğu alana, dört mevsim düzenli dolmuş seferleri yapılıyor. Bunun nedeni, yılın dört mevsimi parkın ziyaretçiler tarafından gezilebilir olması. Üstelik, Ilgaz Dağları ve Milli Park henüz yeterince keşfedilip araştırılmış değil.
Kış aylarında kayak ve öteki kış sporlarını yapmaya çok uygun olan bölgede, yürüyüş olanakları hala gün ışığına çıkmamış . Ormancların bile kabul ettiklerine göre, Ilgaz Dağları`nda yüzlerce kilometrelik koşu ve yürüyüş yolu bulunuyor. Gerek tepelerin çevresinde gerekse ormanlık alanda bulunan bu yollar, dağ bisikleti, motokros ve atçılık sporlarına çok elverişli. Yalnızca bu açılardan bile, Ilgaz Dağları, dünyanın sayılı doğa sporları , gezi, kamp ve karavancılık merkezlerinden birisi olmaya aday. Kuşkusuz, birilerinin bu işe inatla gönül vermesi koşuluyla.. Bölgenin bilimsel açıdan tanıtımı ve bunun turizm adına bir olanak olarak devreye girmesi ise, biraz daha fazla çabayı gerektiriyor. Örneğin, bölge tepelerindeki fosiller, henüz bilimsel bir araştırmaya konu bile olmamış . Bölge, iklim açısından tam bir geniş alan olduğu için, bitki örtüsü (flora) bakımından geniş bir çeşitlilik gösteriyor. Coğrafya açısından bölgenin bitki yapısı ayrı başlıkta inceleniyor. Yaklaşık 750-2000 m. arasında ve yoğun bir kuşak şeklinde ormanlar. 1.000-1.200 m. arasında, ama çoğunlukla tahrip edilmiş bölgelerde çalılar. Orman kuşağının sona erdiği 2.000 - 2.200 m. `den sonra da alpin bitkiler kuşağı . Alpin bitkiler denilince, bodur ardıç , zeytin yapraklı defne, mersin yapraklı ayı üzümü , yumakotu, yapışkanotu ve obanyast gibi bitkiler anlaşılıyor.

Tanınmış botanikçilerimizden Prof. Dr. Tuna Ekim, bir anlamda Türkiye`nin "yağmur ormanları " da denilebilecek olan Ilgaz`ın nemli ormanlarıyla çevresinin, yıllardan beri yerli ve yabancı araştırmacıların ilgi odağı olduğunu belirterek; "Ilgaz Dağları , Orta Karadeniz bölgemizin floristik açıdan en önemli dağ silsilesidir" diyor. Türkiye`nin endemik bitkileri konusunda uzman olan Prof. Ekim, "Yalnız bu dağa has endemikler açısndan Ilgaz Dağları, Amanos Dağları`ndan sonra ülkemizin ikinci önemli sıradağlarıdır. Endemiklerin bazıları, özellikle Karadeniz Bölgesi`nin (Doğu Karadeniz hariç) diğer kesimlerinde yaygın olmakla birlikte, kimi endemikler sadece bu dağ silsilesine özgüdür."
Bölgedeki endemik bitki sayısının 100`u aştığını söyleyen Prof. Ekim, bunlardan, Latince adlarının bile kolayca anlaşıldığı 15 kadarını şöyle sıralıyor: "Asyneuma ilgazensis ile Jasione pontica (otsu bitkiler), Dianthus kastamboluensis (Kastamonu karanfili), Silene paphlagonica (nakil, paflagonya nakili), Helianthemum germanicopolitanum (Ilgaz da ay ), Senecio ilkasiensis (Ilgaz kanaryaay ), Paranoycia paphlagonica (otsu bitki), Sideritis germanicopolitana (da ay), Delphinium ilgazense (Ilgaz hazeranı ), Verbascum kastamunicum (Kastamonu sığırkuyruğu), Heracleum paphlagonicum (otsu bitki), Festuca ilgazensis (Ilgaz fetuku), Iris galactica (süsen), Allium ilgazense (yabani Ilgaz sarmısağı ), Allium kastambulense (yabani kastamonu sarmısağı )." Bunların tamamı Ilgaz ve çevresine ait; 10 kadarı ise, yalnızca Ilgaz Dağları`nda bulunuyor. Allium ilgazense, Prof. Dr. Neriman Özhatay tarafından bulunmuş, ötekiler ise yabancılar tarafından...
Konu hakkında araştırma yapan öğretim üyelerinden Doç. Dr. Meral Avcı , Büyük Hacet ve Emirgazi Tepe`sinin kuzeyinde, alpin bitkiler arasında çok dağınık olarak sarıçam örneklerinin de bulunduğunu belirtiyor. İlginç olan, kendi yetişme alanında yüksek bir ağaç olan sarıçamın, alpin bölgede bir çalı boyutunda bulunması...
Ormanların yüksek bölgelerinde ayı, kurt, tilki, yaban domuzu, karaca ve geyik türünden yabani hayvanlara rastlamak olası . Ama, ülkenin her alanında olduğu gibi, kaçak avcılık burada da önemli bir sorun. Dağlarda hangi bölgeye gidilirse gidilsin, ortalıkta sıklıkla av fişeği kovanlarına rastlıyorsunuz. Bunu dikkate alan ormancılar, domuz gibi sayısı çok olan yaban hayvanlarına yönelik bir avcılık turizmi planlaması içindeler.
Kış sporları yönünden Ilgaz Dağları, 110 cm. kar kalınlığı ile Türkiye`nin iddiali kayak merkezleri arasında görülüyor. Kayak tesisleri ve oteller Milli Park`ın içinde, kayak pistlerinin yakınlarında bulunuyor. Bölgede, biri kısa diğeri uzun, iki kayak pisti var ve başlangıç noktasına telesiyejle çıkılabiliyor. Ankara, İstanbul gibi büyük kentlere yakın olması avantaj sayılan Ilgaz Dağları , kış sporları ve kayağa yeni başlayacaklar içinde çok uygun bir alan sayılıyor.Çünkü burada, acemilerle yeni başlyanların kullanabilecekleri "baby lift" diye anlan küçük bir pist daha bulunuyor. Tabii Ilgaz Dağları`nı tercih etmenin asıl nedeni, Uludağ ve yakınlarındaki Kartalkaya`nın basksıyla, yörenin kalabalık olmaması. Böylelikle, gereksiz bir insan kirlenmesi ile daha bozulmamış bir doğanın içinde bulunmak mümkün.
Milli Park`ın dışında, ama dağların aralarında, irili ufaklı göller ve göletler de bulunuyor. Kazancı köyünün yakınındaki sıcak su kaynağı ve genişce bir alana yayıldığı gözlenen beyaz travertenler, kireçli suyun evlere bağlanması nedeniyle bütünüyle yok olmuş .
Ilgaz Dağları `na yapılacak gezinin bir başka çekici yönü de, hemen yanı başındaki Kastamonu kentini tanıma fırsatı vermesi. Yoğun tarihsel dokusu ve yakın çevresiyle Kastamonu, özellikle turizm açısından neredeyse bilinmeyen bir kent. Ilgaz Dağları ve tabii Kastamonu`yu gidip görmek ve gezmek gerekiyor. Kültür temelli bir turizmin yerleşip gelişebilmesi için, bu, bir bakıma zorunlu. Aksi takdirde inşaatçılar, yap-satçılar ve dinlenme tesisi kurmaya meraklı devlet kuruluşları sırada bekliyor. Doğayı ve kültürü bozmak için.
Focus Dergisi Kasım 2001
YAZI VE FOTOGRAFLAR : Irfan UNUTMAZ irfanunutmaz@journalist.com



Son yorumlar
18 hafta 6 saat önce
23 hafta 5 gün önce
39 hafta 2 gün önce